EVDE DOĞUM

EVDE DOĞUM
Evde doğum anne adayının doğumunu daha önceden planlanmış ve gerekli tedbirler alınmış şekilde kendi evinde yapmasıdır. Gebelik takipleri süresince evde doğumun uygun olduğuna uzman doktorların karar vermesi gerekir, ayrıca evde doğum sırasında gerektiğinde hastayı hızla hastaneye ulaştırmak için gerekli tedbirlerin alınması gerekir. Buna “planlı evde doğum” denir. Planlı evde doğum bir sağlık politikası şeklinde dünyada bazı ülkelerde yaygın şekilde uygulanmaktadır, Hollanda da doğumların %30-40 kadarı evde doğum şeklinde gerçekleşmektedir. Ülkemizde uygulanan bir yöntem değildir.

Evde doğum yapılabilmesi için:
– Hastanın hamilelik takipleri yapılmış olması gerekir.
– Takipler sırasında gebelikte yüksek risk belirlenmemesi ve evde doğuma engel bir durum saptanmaması gerekir.
– Annede yüksek tansiyon, diabet, çoğun gebelik, herhangi bir tıbbi hastalık gibi durumların olmaması gerekir.
– Erken doğum olmaması gerekir.
– Evde doğum sırasıda uzman sağlık personelinin (ebe) eşlik etmesi gerekir.
– Evde doğum sırasında olası bir acil durum oluştuğunda veya doğum gerçekleşemediğinde hastayı hızla hastaneye ulaştıracak tedbirlerin alınması gerekir.

SEZARYEN SONRASI NORMAL DOĞUM

SEZARYEN SONRASI NORMAL DOĞUM (SSVD)
SEZARYEN GEÇİRENLERDE VAJİNAL DOĞUM (SSVD)
Sezaryen olan bir kadının daha sonraki gebeliğinde normal doğum yapmasına “sezaryen sonrası vajinal doğum (VBAC, vaginal birth after cesarean)” veya “sezaryen sonrası normal doğum” denir. Bu durum her zaman mümkün değildir fakat bazı şartlar sağlandığında mümkün olmaktadır ve ülkemizde olmasa da bazı ülkelerde sık uygulanmaktadır. Her zaman mümkün olmayan ve her zaman güvenli olmayan bir durum olduğu da gerçektir. Bu nedenle bir kere sezaryen geçiren kadınlar bundan sonraki gebeliklerinde de hemen her zaman sezaryen olacakları konusunda öneriler alırlar bu nedenle genellikle “bir kere sezaryen hep sezaryen” sözü geçerli olur.

Hangi durumlarda sezaryen sonrası normal doğum uygun değildir?
– Daha önce sezaryen olmanızı gerektiren durum hala devam ediyorsa mecburen yine sezaryen olmanız gerekecektir. Örneğin annenin herhangi bir hastalığı nedeniyle sezaryen gerekmişse ve bu hastalık halen devam ediyorsa..
– Daha önce geçirilen sezaryende rahim dikine (vertikal) kesilmişse daha sonra normal doğum yapılamaz çünkü bu durumda rahmin normal doğumda yırtılma (rüptür) riski çok yüksektir. Fakat sezaryenlerde rahim duvarına dikine kesi nadiren yapılır çoğunlukla yan (transvers) kesi yapılır. Bu kesiden kasıt cildinize yapılan kesi değil rahim duvarına yapılan kesidir. Cilt yan kesilse bile rahim duvarındaki kesi dik olabilir. Bunu sezaryeni yapan doktor bilebilir sadece.
– Daha önce sezaryen gerektiren durum anne doğum çatısının uygunsuzluğu ise bu durum değişmeyeceği için yine normal doğum olamayacaktır.
– Çoğul gebelik olanlar
– Yüksek tansiyon ve şeker hastalığı olanlar
– Daha önce sezaryen dışında rahimle ilgili ameliyatlar (myom ameliyatı gibi) geçirenler
– Acil sezaryen ameliyatı yapılamıyacak yerlerde sezaryen sonrası normal doğum denenmemelidir.

AMNİYOTOMİ

AMNİYOTOMİ (SU KESESİNİN AÇILMASI)
Doğum yapacak hastada su kesesinin doktor tarafından açılması işlemine amniyotomi denir. Böylelikle bebeğin gebelik süresince içinde yüzdüğü amniyon sıvısı boşaltılır. Doktor muayene sırasında çubuk şeklinde bir aletle su kesesini açar ve bu sırada hasta herhangi birşey hissetmez.
Amniyotomi doğumu hızlandırmak ve amniyon sıvısının niteliğini öğrenmek için yapılır. Amniyon sıvısı çoğunlukla berrak izlenir fakat bebeğin mekonyum çıkardığı (kakasını yaptığı) durumlarda sarı-kahverengi renkte (mekonyumlu) izlenebilir.

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) ÇATI MUAYENESİ NEDİR?

GEBELİKTE (HAMİLELİKTE) ÇATI MUAYENESİ NEDİR? NASIL YAPILIR?
ÇATI MUAYENESİ (PELVİS MUAYENESİ, PELVİK MUAYENE)
Çatı muayenesi gebeliğin son haftalarında (37 haftadan sonra) annenin pelvis kemiklerinin (çatı kemiklerinin) yani doğum yolunun değerlendirilmesi için yapılır, halk arasında alttan muayene de denir. Bu muayeneye göre doğum yaklaşmadan önce normal doğumun gerçekleşebilme ihtimali değerlendirilir. Doğumun sezaryenle gerçekleşeceği kesin olan bir hastada  çatı muayenesi yapılmasına gerek yoktur, örneğin daha önce sezaryen olmuş veya bebeğin eşi doğum yolunu kapatıyorsa veya ikiz, üçüz gebelik gibi..

Çatı muayenesi nasıl yapılır?
Çatı muayenesi normal jinekolojik muayene masasında ve aynı şekilde jinekolojik muayene pozisyonunda yapılır. Doktor iki parmağı ile çatı kemiklerinin durumunu değerlendirir. Bebeğin kilosu ile doğum yolunun darlığını – genişliğini kıyaslayarak normal doğum mümkün olabilir mi diye değerlendirmek yapar. Doğum başkamadan önce gebeliğin son haftalarında yapılan çatı muayensinde rahim ağzı kapalı olduğu için bebeğin kafasına veya diğer organlarına temas edilemez.

Çatı darlığı:
Eğer pelvik muayenede çatı darlığı (pelvik darlık) olduğuna yani doğum yolunun normal doğuma imkan vermeyecek derecede dar olduğuna karar verilirse normal doğum hiç denenmeden sezaryen ameliyatı planlanır. Ancak bu her zaman mümkün olmaz, yani çatı muayenesi her zaman doğum şeklini kesin belirleyemeyebilir bu durumda normal doğum denenir ve doğumun ilerlemesi esnasında yapılan muayeneler ile daha net karar verilebilir. Doğum sırasında rahim ağzı açık olduğu için hem rahim ağzının açılma miktarı ve durumu hem de bebeğin kafasının pozisyonu, durumu değerlendirilebilir bu nedenle doğum esnasında yapılan çatı muyenesi daha net bilgi verir. Ancak doğumdan önce gebeliğin son haftalarında yapılan çatı muayenesi de ön fikir vermesi için ve belki de normal doğum yapamayacak hastalaların normal doğum denenmeden farkedilmesi için gereklidir.

FOLİKÜL KİSTİ

FOLİKÜL KİSTİ
Folikül her kadında normalde yumurtalıklarda bulunan ve yumurta hücresini içeren ufak keseciktir. Adet döneminin ortasında folikül büyüklüğü yaklaşık 2 cm’ye yaklaştığında folikül çatlar ve içerisindeki yumurta atılır yani yumurtlama (ovulasyon) olur. Folikül çatlamazsa ve daha fazla büyümeye devam ederse ufak gergin bir baloncuk şeklinde folikül kisti meydana gelir. Folikül kistleri genellikle 2-4 cm çapında kistlerdir. Yumurtalıklarda oluşan fonksiyonel (işlevsel) kistlerden birisi folikül kisti diğeri korpus luteum kistidir. Bu kistler sıklıkla genç ve orta yaşlarda görülürler, yumurtlamaya bağlı oldukları için 40 yaşından sonra sık görülmezler.

Folikül kisti sıklıkla sağda veya solda bulunduğu tarafta hafif bir kasık ağrısına neden olur. Hasta özellikle hareket ettiğinde veya otururken o tarafta ağrı olduğunu ifade eder. Yumurtlama günlerinden bir kaç gün sonra yapılan ultrasonografide yumurtlamanın gerçekleşmediği ve folikül kistinin mevcut olduğu izlenir. Yumurtlama olmaması nedeniyle folikül kisti adet gecikmesine ve adette geçici bir düzensizliğe neden olabilir. (Anovulatuar siklus) Folikül kistleri küçük kistler oldukları için torsiyon (burkulma, dönme) gibi bir komplikasyon beklenmez, nadiren rüptür (yırtılma, patlama) meydana gelebilir, bu durumda folikül içerisindeki sıvı karına boşaldığı için ani ve şiddetli kasık ağrısı meydana gelebilir.

Tedavi:
Folikül kistleri sıklıkla bir kaç ay içerisinde kendiliğinden kaybolurlar. Bu nedenle ilaç tedavisi veya ameliyat gerektirmezler. Bazen doğum kontrol hapları tedavide kullanılır ancak şart değildir, kistin kendi kendine kaybolmasını beklemekle doğum kontrol hapı kullanılması arasında bir fark bulunmamıştır, her iki durumda da kistler aynı sürede kaybolmuştur.

İNMEMİŞ OVER

İNMEMİŞ OVER – EKTOPİK OVER
Over dokusu intrauterin gelişme döneminde urogenital katlantının medialinden aşağıya pelvis boşluğuna doğru iner. Bu inişte duraklama meydana gelirse over normalden yukarıda izlenir ve buna inmemiş over (undescended ovary) denir.  İnmemiş overde pelvik ve transvajinal ultrasonografide over izlenemez. İnmemiş over tek taraflı veya çift taraflı olabilmektedir. Over dokusu MR ile normal yerleşim dışında izlenir.
Ektopik over (kaynak) terimi normal overlere ek olarak bulunan anormal yerleşimli fazlalık over dokusu için kullanılır genellikle.  İnmemiş over ve ektopik over çok nadir rastlanan olgulardır, insidansı net belirlenmemiştir.

Genellikle pelvik-karın ağrısı, infertilite şikayetleri ile başvuran hastalarda pelviste overlerden birisinin izlenmemesi neticesinde tanıdan şüphelenilir. Hastada her ay siklik şekilde folikül büyümesine bağlı karın ağrısı olabilir ancak hastaların büyük kısmı asemptomatiktir. Ovaryan stimülasyonda serum estradiol seviyesinin artmasına rağmen görünürde folikül olmaması şüphe yaratabilir (kaynak). Bu tür vakalarda ektopik over olabileceğini düşünmek ovaryan hiperstimülasyondan kaçınmak açısından önemlidir.

İnmemiş over vakalarında RKM, unikornuat uterus gibi anomalilere sık rastlanır. Hastalarda renal agenezi gibi  genital sistem dışı anomaliler de bulunabilir. Konjenital uterus anomalisi olan hastalarda ovarian malpozisyona (ovarian maldescent) daha sık rastlanmıştır (kaynak 1, 2). İnmemiş overin infertilite ve malignite ile ilgili şu ana kadar gösterilebilmiş çok net bir ilgisi yoktur.

Görgen ve ark.’nın yaptığı vaka bildiriminde (2002) bilateral over ve tubalar normal yerleşimin üzerinde izlenmiştir (kaynak 1, 2). HSG’de bikornus uterus ve 3. lumbar vertebra hizasına kadar uzanan tubalar izlenmiştir. Laparoskopide tubaların bilateral iliak damar ve üreterleri çaprazlayarak hipokondroak alana kadar uzandığı izlenmiştir.

Bir vaka bildiriminde laparoskopide izlenemeyen sol over ve sol tubanın inguinal kanaldan içeri girerek suprapubik alana ilerlediği belirtilmiştir. Ultrasonografide sol inguinal alanda over dokusu izlenmiştir. Laparoskopide solda rudimenter uterin horn izlenmiştir, sağ tarafta over ve tuba tamamen normal izlenmiştir. (kaynak)